Lawyers In Exile

Bir Hukuksuzluk ve Soykırım Aracı Olarak: KHK’lar

Türkiye’de 2016 sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), on binlerce kamu çalışanının yargı kararı olmaksızın görevden alınmasına, pasaportlarının iptal edilmesine, malvarlıklarına el konulmasına ve mesleklerini icra etmelerinin engellenmesine neden oldu. Bu süreç, yalnızca bir idari tasarruf değil, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde ihlal edildiği bir devlet pratiği haline geldi.

 

KHK ile ihraç edilen bireyler, savunma hakkı tanınmadan, hukuki delil olmaksızın “irtibat” ve “iltisak” gibi belirsiz kavramlarla suçlandı. Bu durum, masumiyet karinesini ve adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal etti. İhraç edilenlerin büyük bölümü, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın cezalandırıldı; bu da yargı yetkisinin fiilen yürütmeye devredildiğini gösterdi.

 

Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICCPR) ve İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi gibi metinlerde güvence altına alınan haklar—çalışma hakkı, mülkiyet hakkı, etkili başvuru hakkı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü—KHK uygulamalarıyla açıkça ihlal edildi. OHAL Komisyonu’nun etkisizliği ve yüksek ret oranı, iç hukukta etkili başvuru mekanizmasının ortadan kalktığını gösterdi.

 

Devlet eliyle gerçekleştirilen bu uygulamalar, suç teşkil edecek nitelikler taşıdı. Keyfî cezalandırma, ayrımcılık, sivil ölüme zorlama, ekonomik dışlanma ve psikolojik baskı gibi fiiller, hem ulusal hem de uluslararası hukukta yasaklanmış davranışlardır. Cezaevlerinde sağlık hakkına erişimin engellenmesi, kötü muamele ve işkence iddiaları ise Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelere aykırıdır ve devletin sorumluluğunu doğurur.

 

Sonuç olarak, KHK’lar yalnızca bir idari düzenleme değil; hukuk devleti ilkesini zedeleyen, binlerce insanın yaşamını altüst eden ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini ihlal eden bir baskı aracına dönüşmüştür. Bu nedenle KHK mağduriyetleri, yalnızca bireysel ,değil, toplumsal ve hukuksal bir yüzleşmeyi gerektiren bir insan hakları krizidir.

 

Av. Celal Paşaoğulları

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HUKUKİ DESTEK- WhatsApp
1