Lawyers In Exile

KADIN VE YERİ

Aslında bütüncül bir bakışla bakıldığında, denilebilir ki kadın yaratılmadan önce ilk insan yalnız ve dünyada cereyan eden ekosistem adına ise her şey ruhsuzdu. Dahası insanlık denilen bu tatlı-acı şiir de kendi ilk kelimesinin ömür mürekkebiyle sınırlıydı. Kadın’ın yaratılmasıyla kader kalemi ardı ardına bir birinden farklı ses ve kelimeleriyle insanlık şiirine mısralar ekleyip durdu ve sonunda insanlik denilen, kendi şiirini rengarenk kelimelerle süsleyen bir tür ortaya çıktı. Kadın, yaratılışın tamamlama evresine girmesiyle eşine değerler üstü bir değer kattı. İnsanlık kadının yaratıldığı günü bilmiş olsaydı, sanıyorum ki o günü kadınlar günü olarak kutlardı.

 

İnsanlık aleminin özü ve mayası olan, varlık hadisesinin en naif, nazenin rengi ve istikbalin en sağlam teminatı olan kadın, tarihin belli başlı dönem ve yerleri haricinde hep gerçek değerinin çok aşağısında karşılık görmüş ve bir turlu ait olduğu yere gelememiştir. Gunümüzde “Dünya kadınlar günü” olarak andığımız 8 Mart günü , maalesef bir müjdeden ziyade yaşanılan acıların ve mağduriyetlerin birikmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu günü bu gün yapan olay ; ister 1857 yılında, ABD`nin New York eyaletinde, bir tekstil fabrikasında daha iyi ücretlerle calışma şartları isteyen kadınlara yönelik yapılan polis müdahalesi sonucu çıkan yangında 120 kadının hayatını kaybetmesi ile oluşan toplumsal tepkilerin sonucunda olmuş olsun ya da ister BM`in resmi sitesinde ki açıklamaya göre ;1917`de Çarlık Rusya’nın yıkılması ile sonuçlanan devrimin 8 Mart günü düzenlenen kadın grev ve yürüyüşleriyle olmuş olsun bize hep onun yasamış olduğu mağduriyetleri fısıldar.

 

İnsanlığın kat ettiği sosyo-ekonomik, teknolojik gelişme ve seviye göz önüne alınacak olursa; bunca ilerlemenin yanında denilebilir ki insanlik kadın hakları konusunda mükerrer bir şekilde sınıfta kalmıştır. Geçmişteki tabloların yani sıra günümüzdeki örneklere de yer verecek olursak; hali hazırda hala devam eden Ukrayna-Rusya savaşında, yerinden yurdundan edilen, yollara düşen ve yuvası bozulan kadındır. İsrail-Filistin savaşında evi başına yıkılan, öldürülen, çocuksuz bırakılan veya çocuğundan ayrılılan kadındır. Doğu Türkistan’da bir anda huzur iklimi parçalanan, istismar edilen, ailesi dağılan ve istemediği bir hayata zorlanan kadındır. Orta Doğunun hangi ülkesine bakarsanız bakın, orda kadının gözünde acıdan başka bir şey görmeyeceksiniz. Kadın cinayetlerinin geldiği korkunç boyut insan vicdanını ürpertiye sevk etmekte. Avrupai olduğunu söyleyen , modern olduğunu iddia eden ülkelerde de durum pekte farklı değildir. Mesela, demokrasisinin olduğunu söyleyen ve kadına verdiğini söylediği haklarla dış dünyaya karşı övünen Türkiye de binlerce kadın , binlere varan küçük çocuklarıyla beraber suçsuz bir şekilde cezaevlerine atılmakta veya ceza evinden kurtulmak için yerini yurdunu bırakıp ülkesini terk etmektedir. Bunca haksızlık ve zorbalık yapılırken Avrupa ülkeleri başta olmak üzere bir çok gelişmiş ülke bir-iki cılız ve duyulmayan homurtudan başka ses çıkaramamış ve kendinden bekleneni yerine getirememiştir, çünkü orda da kadin kapitalizm denilen illetin çarkları arasında bir meta olarak görülmüş ve farklı bir şekilde istismar edilmiştir, yorgun bırakılmıştır. İnsanlık olarak ne geçmişteki hata ve yanlışlardan ders alınabilmiş ne de kanayan yaraya gerçek bir hekim edasıyla bir ilaç sunulabilmiştir. Aksine yapılan bir kaç göstermelik hamleyle bu işe sadece çözümler sunduğunu iddia etmiştir.

 

Özündeki donanım ve özelliği itibariyle bir şefkat kahramanı olan kadına yaşayabileceği rahat ve temiz toplumlar oluşturulmalı ve onun gerçek tamamlayıcı ve inşa edici hüviyeti ortaya çıkarılmalıdır. Bir kutup yıldızı gibi hakettiği yerde durmalı ve kendi etrafında dönerek, sistemin diğer parçalarını kendi çevresinde şekillendirmelidir. Bu şekilde daha doğurgan ve gelecek vaadeden yapılar oluşturulabilir, ayni zamanda onun şefkat ikliminden geçen, huzur akseden yarınlar kurulabilir. Ümit ederim ki bu yaşlı ve yorgun dünyamız bir kere daha kadınlık aleminin o temiz ve şefkatli eliyle inşa edilir.

 

Ayşe Duygu Yılmaz

Similar Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

HUKUKİ DESTEK- WhatsApp
1